Ben Affleck’i ilk gördüğüm filmi hatırlıyorum. Dean R.
Koontz’un harika kitabı Phantoms’un dandik uyarlamasında başroldeydi. Hemen sonrasında
Good Will Hunting’te Matt Damon ile birlikte yıldızı parlamıştı. Ardından gelen
süreçte, yaptığı film tercihleri, yerlerde sürünen oyunculuğu ve Jennifer Lopez
ile olan ilişkisinden dolayı o kadar dalga konusu oldu, o kadar yerden yere
vuruldu ki, anlaşılan bunlar çok koymuş adama. Yememiş içmemiş, dersini iyi
çalışmış.
Affleck’in yönetmenliğindeki en başarılı nokta; sabırlı
oluşu. İlk iki filminde de olduğu gibi, yeni yönetmenlerin düştüğü hataya
kapılıp aceleci davranmıyor, sabırla, ağır ve emin adımlarla ilerleyerek
kuruyor hikayesini. Ne ağdalı duracak kadar yavaş kalıyor, ne de gerilimi
bozacak kadar hızlanıyor. Müthiş bir ritm duygusu var. Filmin finalindeki
havaalanı sahnesindeki gerilim duygusu başka türlü oluşturulamaz zaten.
Film ilk saniyesinden son saniyesine kadar, anlattığı dönemi
yansıtmayı çok iyi başarıyor. Tüm ayrıntılarında titizlikle çalışıldığı belli. Kostümler,
makyajlar, renk paleti ve geri kalanlar büyük bir uyum içinde.
Peki Affleck’in oyunculuğu çok mu iyi? Hayır. Ama yönetmen
olarak kendisinin de içinde bulunduğu oyuncu ekibini yönetmekte son derece
başarılı olduğu için, vasat üstü görünüyor. Kamerayı o kadar doğru yerlere
koyuyor ki, oyunculardan üst düzey performans almayı çok iyi beceriyor.
Bir başyapıt değil Argo ama her şeyi doğru yapan, hatasız
bir film. Ne eksiği ne fazlası var. Tarafsız olmayı, göstermeyi ama hedef
haline getirmemeyi çok iyi başarıyor. Politikadan uzak duruyor ve sadece duruma
odaklanıyor.
Yeşilçam’da iyi kalpli zengin babayı Hulusi Kentmen, iyi kalpli
fakir babayı Münir Özkul’a oynatmak gibi alışkanlıklar Hollywood’ta da mevcut. Hükümet
adamı rollerine Philip Baker Hall, Bob Gunton’ı yerleştiriyor Argo, bir çok
filmin yaptığı gibi. Zeljko Ivanek’i gördüğünüz zaman bilirsiniz ki, ya CIA ya
da FBI ajanı rolündedir.
Son zamanlarda bir çok filmde olduğu gibi Argo’da da
İstanbul’dan sahneler var. ‘Biz böyle değiliz kardeşim’ diyenlere malzeme
verecek kadar çok sahneler değil bunlar belki ama unutmamak gerekir ki; seni en
iyi sen anlatırsın. Elin adamlarının ülkemizde çektiği sahneleri izleyip ‘bizi
yanlış tanıtmışlar, biz böyle değiliz’ diye bağıracağımıza, kendi ülkemizi
kendi çektiğimiz filmlerle ‘doğru’ tanıtmak bize düşer.
Gelelim filmin ismine. Argo filmi Türkiye’de Operasyon: Argo
ismiyle vizyona girdi. Ülke insanı isme göre filme gitme özelliğini sürdürdüğü
için, bu gelenek devam ediyor. Bundan yirmi sene önce Sevgili (L’amant) filmi
vizyona girdiğinde sevgililer elele filme girip, film arasında yüzleri kızarmış
halde salonu terk etmişlerdi. Operasyon kelimesini görünce aksiyon izleyeceğini
sanan izleyici de, film arasında küfrederek salonu terk edebilir.
Sinema salonunu evinin oturma odası zanneden, film sırasında
cep telefonunu çıkartıp rahat rahat mesajlaşan insanların olduğu sinema
salonlarına bu hafta uğrayan en iyi yapım Argo. Çoğu kişiye göre yılın en
iyilerinden biri. Ben Affleck bu istikrarını sürdürür ve her çektiği film bir
öncekinden daha iyi olmaya devam ederse, sinema tarihine bir başyapıt sunması
yakındır.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder