Guillermo del Toro'yu hepimiz seviyoruz. Pan'ın Labirenti gibi bir modern klasik hediye etti bizlere. Ayrıca Blade II'de, serinin en iyi filmidir bence. Eleştirmenlerin 'altın çocuk'larında biri kendisi. Hal böyle olunca; filmlerine kimse kötü demiyor. Yuvarlak eleştiriler geliyor karşımıza. Nedir bu eleştirmenlerin peşin hükümlülüğünden çektiğimiz. Ülkemizde de, iki film eleştirmenin çektiği Ada: Zombilerin Düğünü berbat bir film olmasına rağmen, eleştirmenler arkadaşlarının filmine 'kötü' diyememiş, esnek eleştiriler yapmışlardı.
Oysa ki, eleştirmenlerin 'kötü çocuk'larından biriyseniz; her filminizde rahatlıkla yerden yere vuruluyorsunuz. Michael Bay'in hali buna en iyi örnek. Orta halli bir aksiyon olan Bad Boys'un hemen ardından The Rock'ı bize sunup, sinema tarihinin en iyi aksiyonlarından birine imza atmıştı. Fakat, Armageddon felaketinden sonra (sinema salonunda soluksuz izlediğimizi unutarak) adam ağzıyla kuş tutsa yaranamaz hale geldi.
Pacific Rim'in aksiyon sahneleri, Transformers filmlerinden daha iyi mi? Hayır.
Del Toro'nun filminde aksiyon karanlık atmosfere, yağmura ve denizlere hapsolmuş durumda. Teknik ayrıntılar Transformers'takiler kadar dikkat çekici değil.
Pacific Rim'in karakterleri, Transformers filmlerindekilerden daha mı derinlikli? Hayır.
Tüm karakterlerin hikayeleri, gelişimleri ve tepkileri klişe ve tahmin edilebilir. Özellikle abartılı doktorlar filmin dokusuna çok zarar veriyor. Transformers'ta hiç olmazsa eğlenceli diyaloglara rastlıyoruz arada bir de olsa.
Pacific Rim'de yaratıcılık ne alemde?
Son yıllarda çekilen büyük bütçeli süper kahraman filmlerinde, şehirlerin üzerinde açılan boyut kapısını okyanusun dibine koymak yaratıcılıksa, gerçekten çok yaratıcı bir film. Ya da Independence Day'in finalini kopyalamak mıdır yaratıcılık?
Del Toro senaryo ekibinde de bulunduğundan dolayı, filmin en büyük sorumlusudur. Fakat Transformers'ların yapımcısı Steven Spielberg olduğuna göre, hikayedeki saçmalıklarla ilgili suçlanacak kişi Spielberg'tir. Fakat kendisi de eleştirmenlerin 'altın çocuğu' olduğu için, günah keçisi olarak Michael Bay seçilmiştir. Bu yazıyı okuyan da Transformers hayranı olduğumu sanır ama aslında sadece 3. bölümünü beğeniyorum serinin.
Dev yaratıkların ve robotların olduğu filmlerde, seyircilerin algı sorunu yaşadığı aşikar. Emmerich'in Godzilla'sında belki de en büyük sorun buydu. Dev sürüngen filmin 30. dakikasına sahneye çıkıyor ve film bitene kadar da gözümüzün önünden ayrılmıyordu. Bu yüzden bir süre sonra etkileyiciliğini kaybediyordu. Del Toro'da bu sorunun farkında ve en büyük dövüş sahnesinde, metronoma doğru minimal bir dokunuş yaparak algıları dürtüyor. Michael Bay'in bu konuda pek bir sorunu yok, çünkü sahnelerinin çoğunda robotlar ve insanlar iç içe. Algılar sürekli yenileniyor böylece.
Pacific Rim'de tek hoşuma giden şey, Mako Mori'nin anılarındaki uzak doğulu sevimli kız oldu. Onun dışında, IMAX'te 3D izlemiş olmama rağmen, etkileyicilikten uzak bir deneyimdi benim için. Del Toro'nın dokunuşlarından mahrum kalmış bir film ne yazık ki.
Dev yaratıkların birbirine gemilerle vurduğu film, elbetteki gençleri salonda zevkten zevke sürükleyecek, imdb puanlarını yukarılara taşıyacaktır ama iki sene sonra filmi kimse hatırlamayacaktır. Oysa ki, Pan'ın Labirenti yıllar sonra bile ev sinema partilerinin gözbebeklerinden biri olmaya devam edecektir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder