30 Aralık 2012 Pazar

Hobbit: Beklenmedik Yolculuk


         Açıkçası, fragmanlardan ve öngösterimlerde esen olumsuz havadan dolayı, filmi izleyip izlememek konusunda kararsızdım. Belleğimdeki Orta Dünya imajını bozacak her türlü hareketten kaçınıyordum. Fakat Peter Jackson ortaya yeni bir şeyler koyamasa da, en azından kendi yarattığı yapıya ihanet etmiyor. Bunda teknik ekip ve oyuncuların da payı büyük.
         İtiraf etmeliyim ki, yaklaşık on yıl sonra tüm o karakterleri yeniden beyazperde de izlemek o kadar keyifli bir nostalji duygusu yarattı ki, Orklar bile sempatik göründü gözüme. Bir yandan da, hafızamıza o kadar işlemişler ki, sanki daha dün onlarla birlikteymişiz gibi geldi bana.



         Teknik açıdan filmin eleştirilecek hiçbir noktası yok. Teknolojik gelişmeler Orta Dünya’ya çok iyi yedirilmiş. Alışkın olduğumuz kamera hareketleri ve kadrajlar var karşımızda.  Howard Shore’in ezberlediğimiz müzikleri yine görkemli.
         Filmle ilgili en büyük eleştiri, Bilbo’nun evinde geçen ilk bölümün ağır ve sıkıcı olması. Toplamda yaklaşık dokuz saati bulacak bir üçlemenin girişine bu kadar süre ayırmak ve seyircinin konuyu hazmetmesini sağlamak kadar doğal bir şey olamaz. Yüzük Kardeşliği’nde de aynı durum söz konusuydu. Filmin sadece kitabı okuyanlar için çekilmediğini kabul etmek lazım.
         En başta da belirttiğim gibi, Jackson her şeyi olması gerektiği gibi yapıyor ama üzerine yeni bir şeyler koymuyor ya da koyamıyor. Bütün yapıyı bozmamak için bilinçli bir tercih olabilir. Benim dikkat ettiğim nokta, Yeni Zellanda’da mütevazi bir yönetmenken, özgün olmayı başarabilen ve tamamen kendi fikirleri üzerine kurulu filmler ortaya çıkaran bir yönetmendi Peter Jackson. Amerika’ya taşındıktan sonra çektiği filmler (The Frighteners hariç -ki o da başarısız bir filmdi) uyarlama. Bu durumun Jackson’ın yeteneğine ket vurduğu kanaatindeyim. Braindead’ın muzipliğine ve zekasına bir daha hiçbir Jackson filminde rastlayamayacağız bence.
         Sonuç olarak, Peter Jackson’ın çektiği bir Hobbit filmini eleştirmek gibi gereksiz bir çaba içine girmek yerine, oturun koltuklarınıza ve filmin keyfini çıkartın. Tüm o eski dostlar ve düşmanlar ile hasret giderin. Yenilere kucak açın.
         Film öncesinde gösterilen, Star Trek Into Darkness’in dokuz dakikalık açılış sahnesi de yeni yıl hediyeniz olsun. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder