10 Ağustos 2013 Cumartesi

Elysium

       Altı dakikalık kısası Alive in Joburg ile Peter Jackson'ın dikkatini çeken ve büyük sükse yapmasını sağlayan District 9'u çekme fırsatı yakalayan Neill Blomkamp'ın ikinci uzun metrajı karşımızda.

       Elysium kaliteli, iyi çekilmiş bir bilim-kurgu/aksiyon filmi ve Blomkamp'ın yeteneğini District 9'a göre daha fazla ortaya koymasını sağlıyor. District 9' da 'fikir' hikayenin de yönetmenin de önündeydi. Elysium'da ise Blomkamp şovunu yapıyor diyebiliriz.

       Filmin handikapları yok mu? Elbette var. Peter Jackson'ın kanatları altında tüm özgünlüğünü ortaya koyabilirken, 100 milyonluk bütçenin baskısı altında 'klişeler patikası'na sapıyor Blomkamp. Joss Whedon'un The Cabin in the Woods harikasından sonra büyük bütçeli The Avengers'ta klişelere nasıl saplandığını hatırlayın. Elysium'da da hikaye gelişimi, sapmaları ve finali yaratıcılıktan uzak.



       Jodie Foster'ın Delacourt karakteri derinliksiz ve karton bir kötü karakter olarak karşımıza çıkıyor. Matt Damon ise yine ilk saniyeden itibaren seyirciyi kendine bağlayarak kalitesini ortaya koyuyor. Damon'ın bu oyunculuk yeteneğini takdir etmek gerekir. Tür, dönem ve karakter ayrımı olmaksızın her işinde belirli bir seviyeyi tutturabiliyor. District 9'un yıldızı, The A-Team'in harika Murdock'ı Sharlto Copley'i izlemek yine çok keyifli. Ayrıca son dönemde daha sık karşımıza çıkmasından mutluluk duyduğumuz William Fichtner'da keyif veriyor.

       Dünya ile Elysium arasındaki sınıf farkını görselliğe de yansıtmayı çok iyi beceriyor Blomkamp. Önceki filminde olduğu gibi yine mesajları var izleyiciye ama mesaj kaygısı hikayenin önüne geçmiyor.

       Hikayesi yenilikler sunmasa da, izlemesi keyifli, dinamik aksiyon sahnelerine ve iyi oyunculara sahip bir film Elysium. IMAX salonunda keyfin ikiye katlandığını da hatırlatalım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder